 |
 |


 ![]() |
Bütün
Haberler |
 ![]() |
Topluluk
Haberleri |
 ![]() |
Oyun
Haberleri |
 |
Teknik
Haberler |


 ![]() |
Screenshot'lar
|
 ![]() |
Videolar |
 ![]() |
Duvar
Kağıtları |
 |
Konsept
Sanat |

 ![]() |
Lunar
War |
 ![]() |
Dark
Lunar War |
 ![]() |
Castle
Siege |
 ![]() |
Forgotten Temple |
 |
B.Defense War |
 |
Juraid
Mountain |
 |
Özel
Aktiviteler |
|
|
 |
|
 |
| |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Cesaretle savaşırsınız, onurla
savaşırsınız... Peki aslında ne için
savaşırsınız?
Savaşımızı, şövalyelerimizin neden
savaştığını anlayabilmek için
çoğunluğun unuttuğu bazı gerçekleri
yeniden gün ışığına çıkarmalıyız.
İçinde bulunduğumuz savaşın kökleri
evrenin başlangıcına dek uzanıyor.
Ne de olsa dünya hep bugünkü gibi
bir yer değildi.
Bizim zaman diye adlandırdığımız
dönemden önce yalnızca mistik bir
boşluk vardı ve bu boşlukta çok
eski, hiçbir özel şekli olmayan
enerjiler dolanıyordu. Bilinmeyen
bir sebeple bu eski enerjiler yavaş
yavaş biçim kazanmaya başladı. Bu
cisimleşme/maddeleşme sırasında çok
özel bir güç bilinç kazandı.
Logos adındaki bu gücün tek amacı
kendi yansımasını yaratmaktı. Yüksek
dağları, derin vadileri ve masmavi
gökyüzü ile Carnac dünyasına ilk
şekil veren o oldu. Sonra, kayaları
yontması, vadileri ve okyanusları
doldurması için suyu getirdi. En
sonunda dünya mistik boşlukta
turkuaz renkli bir mücevher gibi
salınan muhteşem bir yere dönüştü.
Ancak, Logos tatmin olmamıştı.
Yarattığı nehirlerin, okyanusların
ve göllerin ihtişamına tanıklık
edecek birilerinin olması
gerektiğini hissediyordu. Kayalar ve
dağlar tek başlarına görkemliydi
fakat hiçbirinde hayat yoktu.
Logos, dağları yapmak için
kullandığı enerjiden artanlar ile
hayatı yarattı. Artık suda yüzen
balıklar ve toprakta yetişen ağaçlar
vardı. Ardından yeryüzünde hayvanlar
belirdi ve gökyüzünde kuşlar
süzülmeye başladı. Logos, son
olarak, kendisine benzeyen insanları
yarattı. İnsanlar, Logos gibi,
dünyayı kendi ihtiyaçlarına göre
şekillendirme gücüne sahipti.
Bir süre herşey yolunda gitti.
Logos, insanlar onu Tanrı diye
adlandırıyordu, durumdan memnundu;
yarattıkları ise kendilerine
bahşedilen dünyanın tadını
çıkarıyordu.
Oysa yakında hepsinin huzuru
bozulacaktı.
Yansıması olan insanları yaratma
telaşı içinde Logos, bir enerji
parçasına biçim vermeyi atlamıştı.
Unutulan bu parça, yüzyıllar
boyunca, karanlık bir vadide güzel
bir cisme dönüştürüleceği anı
bekledi durdu.
Başlarda oldukça sabırlıydı.
“Logos’un benim için özel bir planı
vardır.” diye düşünüyordu. “Belki de
beni neye dönüştüreceğine henüz
karar vermedi.”
Uzun bekleyişin sonunda, biraz ilgi
gördükten sonra terkedilen her
bilinçli varlığın yaptığı gibi,
sabrı tükendi ve öfkesi kabarmaya
başladı. Logos’unkine benzeyen
bilinci sayesinde, unutulan bu
enerji parçası yavaş yavaş kendine
biçim vermeyi başardı. Üstelik
insanlar gibi sınırlı bir şekli
yoktu, aksine her değişimde
insanların sınırlarının ötesine
geçiyordu. Değiştikçe daha da
güçleniyor, unutulduğu için duyduğu
öfke gitgide büyüyordu.
Logos, Unutulan’ı nihayet
hatırladığında çok geç olmuştu.
Unutulan, kendine Pathos adını veren
bir varlığa dönüşmüştü. Logos’un
gücüne kafa tutacak kadar
kuvvetliydi, fakat içinde ondaki
merhametin zerresini taşımıyordu.
Aksine, Logos’un özenle yarattığı
herşeyi mahvetmek için yanıp
tutuşuyordu. İntikam almak uğruna
yaptığı ilk hamle dünyaya Değişim
getirmek oldu.
Pathos’un getirdiği Değişim yüzünden
dört mevsim, gece ile gündüz, hayat
ve ölüm ortaya çıktı. Pathos için bu
yeterli değildi, kendisinin duyduğu
acıyı ve terkedilmişlik hissini
Logos’un da tatmasını istiyordu.
Pathos, bir avuç kumu aldı; her bir
kum tanesine, ileride insanlığın
günahları olarak anılacak, en
karanlık duygu ve dürtüleri
doldurdu. Ardından her bir zerreyi
alıp insan doğasına ekti. İnsanlar
Logos’tan uzaklaşmaya ona yüz
çevirmeye başladı. Hükmetmeye ve yok
etmeye yarayan hırsı, şehveti ve
arzuyu tatmışlardı. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 | | |
|